Irkçılığa, Baskı ve Zulme Karşı Dur, Halk Hareketlerini Yaygınlaştır!

Sözde özgürlükler ülkesi, gerçekte emperyalist baskı ve tiranlığın ana merkezi ABD’de devletin ırkçı saldırılarından biri daha yaşandı. George Floyd’un bir polis tarafından  katledilmesinin ardından halk kitleleri sokaklara taşarak, yaşanan bu ırkçı vahşete karşı öfke ve tepkisini isyan dalgasıyla gösterdi. Gelinen aşamada isyan tüm ABD’ye yayılarak egemenlerin korkularını artırmakta ezilen kitlelere moral ve cesaret vermektedir. Yaşanan bu olay münferit bir durum veya bir polisin aşırılığı değil emperyalist-kapitalist “demokrasi”nin şoven ve ırkçı gerçekliğidir.

Emperyalist kapitalist sistemin artarak derinleşen ekonomik ve siyasal krizin girdabında debelendiği ve bu krizden tüm çabalarına rağmen çıkamadığı bir gerçektir. Sistemin yaşadığı krizi çözememesi emekçi kitlelerde artan huzursuzluk, sistemin yasalarını daha baskıcı hale getirmeye, en küçük hak talebleri dahi zor ve şiddetle bastırılmak istenmektedir. Bu durum tüm dünyada bu şekilde yaşanmaktadır.

Emperyalist-kapitalistler yaşanan gelişmeleri, ezilen kitlelerin artan homurdanmalarını ve gelişebilecek devrimci mücadeleyi, kitlesel hareketleri ve ayaklanmaları sezebilmektedirler. “21. yüzyıl ayaklanmalar yüz yılı olacak” belirlemesi soyut bir durum değildi. Ekonomik yıkım, doğa katliamı, haksız savaşlar ve işgaller ezilen halk kitlelerini açlığa sefalete itmekte adeta nefessiz bırakmaktadır. Tüm bu durumun yanısıra  sistemin  körüklediği ırkçılık, yabancı ve göçmen karşıtlığı üzerinden halk kitlelerini “böl-parçala-yönet” politikalarıyla etkisi altında tutmaya çalışmaktadır. Sistemin krizi derinleştikçe yapay gündemler üzerinden kitleler maniple edilmeye çalışılarak gerçek sorunlarına yönelmesi engellenmeye çalışılmaktadır. Bunun yetmediği yerde zor ve baskı devreye girmekte şiddetin ve baskının dozu artırılmaktadır.

ABD’de yaşanan vahşete benzer görüntüler dünyanın her yerinde yaşanmakta ve sosyal medyaya yansımaktadır. Hindistan’da bir kişinin kimlik göstermemesi bahane edilerek sokak ortasında dövülerek öldürülmesi, Türkiye’de Ankara’da bir Kürt gencinin sokak ortasında bıçaklanarak katledilmesi, Diyarbakır polis merkezinde yaşanan işkence görüntüleri, Adana’da sokak ortasında katledilen Suriyeli göçmen genç, sokağa çıkma yasağı gerekçesiyle polisin ülkenin her tarafında saldırganlaşması, Japonya’da Kürt kökenli bir gencin darp edilerek gözaltına alınması, Latin Amerika’nın her köşesinde rutin hale gelen devlet şiddeti vs.  yaşanan bu duruma sadece birer örnektir ve dünyada her gün bu tarz işkence ve insanlık dışı vahşetler yaşanmaktadır.

Bu yaşananların sebebi net ve açıktır. Egemen sınıflar ezilenlerden tam itaat, suskun bir toplum ve sömürü çarkının sorunsuz işlemesini istemektedirler. Bunun için geniş emekçi yığınları baskı ve şiddet yoluyla susturmak kontrolde tutmak istemektedirler. Ancak tüm baskı ve saldırganlık politikalarına karşı halk kitlelerinde biriken öfke mayalanmaktadır. Yaşamları ve gelecekleri ellerinden alınmak istenen gençler, her gün sokak ortasında katledilen kadınlar, pandemi bahanesiyle sömürü çarkı içerisinde ezilen işçi ve emekçiler, göçmenler ve mülteciler artık gelinen aşamada bu barbarlığı kabul etmediklerini daha gür bir sesle sokaklarda ve alanlarda haykırıyorlar. Tehdit, baskı ve zulüm artık kitleleri korkutmaya yetmiyor. Tüm dünyada gelişen hareketlilik bugün dağınık ve hedefleri noktasında yetersizlikler barındırsa da  sorunun kaynağına her gün daha fazla yöneliyor. ABD’de kitlenin tepki gösterdiği ve yöneldiği yerlerin finans kapitalin merkezi kurumları olması sınıfsal çelişkilerin derinleşmesine ve gelişmesine işarettir.

Bugün geniş emekçi yığınlara kavratılması ve mücadelede okun sivri ucunun yöneltilmesi gereken nokta kapitalist ve emperyalist sistemin kendisidir. Emperyalizm; baskı, ırkçılık, haksız savaşlar, cinsiyet eşitsizliği, doğanın ve tüm canlıların yok edilmesi demektir. Bizler de fabrikalarda, sokaklarda yaşamın tüm alanlarında  var gücümüzle devrim, Yeni Demokratik Devrim ve Sosyalizm için haykıralım. Toplumun tüm kesimleri; işçi ve emekçiler, ezilen uluslar, kadınlar, LGBTİ+’lar, göçmenler, mülteciler ortak mücadeleyi yükseltmek zorundadır. Düşman ortaktır ve mücadelede ortak olmak durumundadır. Amerika’da baskı ve zulme karşı, gericiliğin saldırılarına karşı her türlü araç ve yöntemle direnen, gericiliğe meydan okuyan halk kitlelerinin direnişini sahiplendiğimizi ve dayanışma içerisinde olduğumuzu ilan ediyoruz. Tüm alanlarda kurumlarımız destek ve dayanışma eylemleri gerçekleştirmeli, bu sese ses olmalıdır.

Yaşasın Enternasyonal Dayanışma!

Kahrolsun Emperyalist Kapitalist Barbarlık!

Yaşasın Zulme İsyan!

Haziran 2020

PARTİZAN

Okumaya devam et

BağlantılıYazılar

Sonraki Yazı

Partizan Dergisi Özel Sayı

Partizan Dergisi Kongre Özel sayısı Kasım 2019